|
mavilimon
|
|
öncekiyazılar
|
|
sandıktakalan
|
|
burayauğra
|
|
|
|
**canyücel** |
|
Posted at 22 Mayıs 2008 Perşembe |
| Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı? Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette. Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev... Altmışlı yaşlara kadar herşey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor Kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz. Herkes karşınızda elpençe divan... Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade..... Aman ne güzel günler başlıyor... Derken birgün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçılığın benden olsun..." Keyfe bakar mısınız ? Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor Ekmek elden su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor. Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık... Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak, oyuncalaklarınla oyna" diyorlar... Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz. Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor sıcacık yumuşacık gürültü ve patırsız bir ortamda yaşıyorsunuz. Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz. Ve günün birinde müthiş keyifli bir orgazm ile hayatınız bitiyor. |
|
|
|
| |
|
|
|
|
Can Yücel'den .. |
|
Posted at 17 Mayıs 2008 Cumartesi |
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. " O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden. çok sevmezsen, çok acımazsın. çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. ille de bir şeyleri sahipleneceksen, çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kutup yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. ilişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
** can yücel ** |
|
|
|
| |
|
|
|
|
KafDağı-ÖzlemTekin |
|
Posted at 22 Şubat 2008 Cuma |
İnsan istemez oldum hayatimda Ne kadar sosyaldik zamaninda Görüsmek fazla Sohbet gereksiz aslinda Bütün gün yattim durdum yatakta Amma atesliydik zamaninda Sevismek fazla Degmek lüzumsuz aslinda Yürüdük gittik sandik Yol bir arpa boyunda Aradik bulduk sandik Ekmek aslan agzinda Üsüdük donduk sandik Balta orda sap burda Kefeni yirttik sandik Hayat kaf daginin ardinda Sorun ne sende ne bende ortamda Herkes yanlis mekanda zamanda Kosturmak fazla Yetismek imkansiz aslinda |
|
|
|
| |
|
|
|
|
Çok Eskilerden .. |
|
Posted at 18 Ekim 2007 Perşembe |
hiç ''bir fotoğraf yırtmak'' istedin mi? çıkardın mı hayatından çok büyük bir şeyi herkes yaşarken öylesine . . her şeyden vazgeçip sonuna kadar sevdin mi? birini uzun uzun dinleyip ''gerçekten'' anlayabildin mi herkes korkarken inmeye ''derinlere'' . . anlayan var mı? yalnızlık hep aynıydı sustukça büyüdü, daha da acıttı, daha da küstürdü, daha büyüttü anlayan var mı? acı da vardı, aşk da vardı, güç de vardı, iyi de vardı, bazen mutlu bazen kırgın bazen yalnız bazen yalın adı ''hayat''tı . . mutluluk senin aldığın kadardı
adını bilmeden anlatabildin mi acını bir yabancıya? bilmek şart mıydı? adını bildiklerin anladı mı herkes düşmanken tanımadığına . . görmezden geldin mi ertelenmeyi sırf kaybetme korkusuna?' 'ben hep burdayım'' derken aslında canın çok yanmadı mı herkes koparken inceldiği yerde . . yalnızlık hep aynıydı geçecekti hepsi, ''sen tükenme yeterki''ydi, çok da önemli değildi anlayan var mı? adı da vardı, söylemeye korkardı, ''kırarsam kırılmam'' sanardı bazen anladı, uyandı canı yandı, rüya da olsa, yalan da olsa tatlıydı adı ''hayat''tı . .mutluluk senin aldığın kadardı
sonra bir baktı, yine kendi başınaydı bir kendini tüketti, bir kendini acıttı sonra bir baktı, YİNE DE yanında bir ''kendi'' vardı . .her şey gerçekten de ''hayat'' mıydı? |
|
|
|
| |
|
Ne güzel yazmışsın ellerine sağlık, özellikle 'mutluluk senin aldığın kadardı' lafını çok sevdim. Kesinlikle çok doğru bir tespit, mutluluk sadece ve sadece bizim elimizde, dışımızda değil Sevgiler
mavilimondan mavilimona :)
bu aslında temcid pilavı gibi bir şey, ne zaman bir yere benden bir şey yazmak istesem bu oluyor hep. hani görmemiş bir şeyler yazmış tutmuş her yere koymuş gibi :)
bak mesela yorumun için mutlu oldum, teşekkürler :)
Evet, ben görmezden geldim ertelenmeyi sırf kaybetme korkusuna ama onun da bıraktığı yara bir ömür kapanmıyormuş, öğrendim, öğretildim. İşte buna hayat diyorlar galiba, Çok güzel bir yazıydı. Tebirikler.
Eee Hicran, hadi bir şeyler yaz artık :))
|
|
| » En Başa Dön |
|
| |
|
|
|
Geçmişe Yolculuk |
|
Posted at 23 Haziran 2007 Cumartesi |
Bugün kendimi kuru yapraklarla kaplı Çıkmaz bir sokağa benzetiyorum Sadece o sokakta yaşayanlar üzerimden Gelip geçiyor Bugün kendimi odalarından çoğu boş Bazen dolan bir otel gibi hissediyorum İ çimden ne hayatlar ne hikayeler ne aşklar Geçip gidiyor Ben böyle değildim ne zaman kayboldum Rüzgarla dans ederdim ne zaman savruldum Bir ses duydum geçmiş zamandan Bir ses duydum küçük bir kızdan Bir bilet istiyorum Sadece gidiş olsun Çocukluğun saflığına Gidip orda yaşamam gerek Bilet istiyorum Tek kişilik olsun Yarına çıkabilmem için Heyecanı hatırlamam gerek Bugün kendimi parktaki bir bank gibi Sessiz ve sabit hissediyorum Geceleri üzerimde şehrin ışıkları Yatıp uyuyor Bugün kendimi tonlarca yük taşıyan Gemilerin denizi gibi hissediyorum Kaldırma kuvvetim var ama şehrin atıkları İçime akıyor |
|
|
|
| |
|
|
|
|
güzel şarkı ..